SİNAN BAYKENT: “BANA FAŞİST DİYENLERE MUSSOLİNİ’YLE CEVAP VEREYİM...!”

Hafta içi Aydınlık gazetesinde yayınlanan "Gladyo Krallığı'yla milliyetçi mücadele" başlıklı yazısı medyada ve sosyal medyada büyük yankı uyandıran Sinan Baykent Nabız Haber'e konuştu. Baykent, Doğu Perinçek'in Meral Akşener için söylediği; "Gladyo'nun kraliçesi' teşhisi etrafında önemli değerlendirmeler yapmış ve milliyetçiliğin 'Gladyonun' tesirinden çıkması gerektiğini belirtmişti! Çok müsbet tepkiler alan bu değerlendirmelerin yanısıra sosyal medyada ülkücü görünümlü trollerin saldırılarına da hedef olan Baykent Nabız Haber'in konu ile ilgili sorularını cevabladı!

baykent-foto-iki.jpg

Sinan Baykent: “Bana Faşist Diyenlere Mussolini’yle Cevap Vereyim...!”

Nabız Haber – Sinan bey, geçtiğimiz günlerde Meral Akşener’le ilgili Aydınlık gazetesinde yayımlanan makaleniz sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Özellikle Türk milliyetçilerinin Gladyo’yla mücadele edebilmeleri için içerideki yol haritası bir yana Avrupa’daki aşırı sağ ile de diyalog kurması gerektiğini vurguladığınız son paragraflar bazı tepkilere yol açtı. Kimileri size “faşist” yakıştırması yaptılar. Bu ilgiyi ve eleştirileri nasıl yorumlarsınız?

Sinan BAYKENT – Avrupa’da ve Türkiye’de milliyetçiler Soğuk Savaş yıllarında Gladyo’nun güdümüne girdiler. Komünizmle mücadele yıllarında ABD’nin cephesinde yer almayı tercih ettiler. Batı’da buna karşı “üçüncü yol” girişimleri oldu erken dönemlerden itibaren ama bizde tam bir eklemlenme metodu benimsendi. Şimdi Batı’daki milliyetçiler de Türkiye’deki milliyetçiler de uyanıyorlar. Emperyalizme karşı bir başkaldırı evresinden geçiyoruz. Bu birbiriyle zıt görünen (daha doğrusu öyle gösterilmek istenen) iki grubun da aynı merkeze karşı tepki koyduğu gerçeği onları doğal müttefikler yapmaya yeter.

"Alman üniformasıyla namaza duran SS'ler vardı"

Nabız Haber – Ama “Batı milliyetçileri” dediğiniz cenah Türk ve İslâm düşmanı değil mi? Nasıl olacak bu ittifak?

Sinan BAYKENT – Onlar kimin oyununu oynadıklarının farkında değiller şimdilik. Batı’daki milliyetçi akımlarda İslâm düşmanlığı tarihsel planda hiç olmadı. 1940’larda Rus cephesinde Alman üniformasıyla namaza duran Müslüman askerler hatta SS’ler vardı. Keza SS şefi Himmler’in İslâm dinine ve Hazreti Muhammed (sav)’e yönelik övgü dolu sözleri vardır ki, bunlar somut belgelerle sabittir. Bunları birilerini “cici” göstermek için söylediğimi düşünmesin kimse, hiç öyle bir niyetim yok. Gerçekleri gerçeklerle anlatmaya çalışıyorum sadece. Şimdilerde Avrupa’da “milliyetçi” denilen oluşumların gözlerine bir perde inmiş durumda. 11 Eylül paradigmasının esiri konumundalar. Birileri Batı’ya İslâm düşmanlığı enjekte etmeye çalıştı ve nispeten başarılı da oldu. Halkların öfkesini aldatmacalı bir odağa kanalize etmelisiniz ki, kukla oynatıcılar rahatça hareket edebilsinler. Bu suni öfke olmasa ne olacak? İnsanlar kuklaya değil kukla oynatıcısına dönecekler. Egemenler bunu isterler mi? İnsan tanımadığından korkar. Biz kendi kültürümüzü muhafaza etmek istiyoruz, onlar da kendilerininkini. Aslında aynı noktadayız. Diyalogla bu üstü örtülü ortak paydalar açığa çıkıp çoğalacaktır.

baykent-ic-bir.png

"Bana saldıranlar sağ demokratlar ile sosyal demokratlar"

Nabız Haber – Peki, size yöneltilen “faşistlik” eleştirilerine ne cevap verirsiniz?

Sinan BAYKENT – Evvela eleştiriyi yöneltenlere şöyle bir bakmak lazım. Bana saldıranların başını sağ demokratlar ile sosyal demokratlar çekiyor. Fikir mertebesinde bile olmayan bu her iki kanaatler silsilesinden de tiksinirim. Benito Mussolini’nin “me ne frego” yani “umurumda değil” anlamına gelen meşhur bir sloganı vardı. Bu tiplerin ne dedikleri benim de umurumda değil. “Faşistlik” artık çok moda oldu. Hoşuna gitmeyen bir durum veya kişiyle karşılaşan herkes bu kavrama sarılıyor. Nedir, ne değildir biliyorlar mı acaba? Şüpheliyim. En ufak bir baskı hissinde hangi ideolojiden olursa olsun insanlar gözleri dönmüşçesine birbirlerine “faşist” diyorlar. Araştırmak? Yok. Öğrenmek? Yok. Düşünmek? Hiç yok. İt ürür, kervan yürür, ne diyeyim?

Nabız Haber – Bu sizin siyasî inançlarınızı anlamak isteyen kitle için yeterli bir cevap olacak mıdır sizce? Bir dönem Nabız Haber’de yazarlık yaptınız. Aynı zamanda Aydınlık’ta ve Hürriyet Daily News’ta makaleleriniz yayımlanıyor. Ulusal Kanal’da programlara katılıyorsunuz ve oralarda İslâmî söylemler geliştirdiğiniz oluyor. Keza Kürtlerle ilgili Türk milliyetçiliğinin alışılmış söylemlerini de reddediyorsunuz. İnsanların kafasının karışması doğal değil mi?

"Adalete, toprağa ve bayrağa inanıyorum!"

Sinan BAYKENT – Birileri öyle uygun görüyor ve istiyor diye Kürtlerle kavgaya tutuşacak hâlim yok, kimse kusura bakmasın. PKK ve türevleriyle son terörist itlaf edilene kadar mücadele edilmesi gerektiğine inanmam benim Kürtleri sevmeme, önemsememe engel değil. Hürriyet Daily’de dış politika ağırlıklı yazıyorum. Aydınlık ve Ulusal Kanal ise benim fikirlerime “tahammül” gösteriyor diyelim. Bana bir özgürlük alanı sağlıyorlar ve bunun için müteşekkirim. Diğerlerinin bu fırsatı bana vermemeleri onları kendi ayıbıdır. Ulusal Kanal çağırıyor ve gidiyorum. Ötekiler çağırdılar da ben mi gitmedim? Aydınlık’ta ara sıra bir şeyler karaladığım oluyor, yayımlıyorlar. Başka gazeteler bana bir teklifte bulundularsa benim bundan haberim yok, kusura bakmasınlar. Ben devlet otoritesine, adalete, toprağa ve bayrağa inanıyorum. Ortak tarihimize, aklımıza, ruh kudretimize ve elzem olan mutabakat zaruretine inanıyorum. Türklük bu ülkenin kurucu unsurudur ama bu “kurucu”vasfı onu diğer unsurlara karşı adaletsiz davranmaya teşvik etmez, etmemelidir. Ben bu topraklarda izi, emeği, alın teri, hakkı ve kalbi olan tüm insanları seven ve kucaklamaya çalışan bir Türk milliyetçisiyim. Nokta. Benim savunduğum bu değerler manzumesi ile benliğime saygı gösteren, millî bir duruş sergileyen her mecrada konuşur ve yazarımkimseye de hesap vermem. İzlenecek siyasî yöntem ve amaçlar konusunda anlaşmak zorunda değiliz ama asgarî müştereklerde konjonktürel planda buluşabiliriz. Bu çerçevede benim katkılarımı talep eden her millî mecraya da kapım sonuna kadar açıktır.

baykent-ic-iki.png

"Kurucu devlet aklını yeniden inşâ etmek mecburiyetindeyiz!"

Nabız Haber – Açıklamalarınız için teşekkür ederiz. Son olarak 2019’a giden yoldaki beklentilerinizi, öngörülerinizi öğrenmek isteriz. Ne olur? Ne beklemeliyiz ve ne ummalıyız?

Sinan BAYKENT – 2019 yılı sembolik bir yıl biliyorsunuz, Kurtuluş Savaşı’mızın başlangıcının 100. yıldönümünü idrak edeceğiz. Emperyalizmin tehditlerinin artarak devam ettiği bu süreçte yeni milenyumun devlet akılını inşa etmek mecburiyetindeyiz. Cumhuriyet’in fay hatları vardı ve bu asrı biz direnmeye çalışmakla geçirdik. Açık yaralarımızı kaşıdılar da kaşıdılar, karşı koyamadık.Şimdi önümüzde yeni bir asır var. Çağın ihtiyaçları ile gereksinimlerine uygun bir “raison d’Etat” kurgulamak durumundayız. Bu yeni devlet aklında kurucu anlayış yani Türklük olacak ama İslâm da olacak, Kürt de olacak. Farklı bir laiklik, farklı bir nizam olacak. İmparatorluk genlerimizi cumhuriyet pratiğiyle barıştırmaya başlamalıyız. Seçimler, kişiler, kısır menfaatler beni ilgilendirmiyor doğrusu. Ben sistem ve anlayış odaklı yaklaşıyorum meselelere. Beynelmilel liberaller ile sosyal demokratların politik dinozorlarına ihtiyacımız yok, kalmadı – onlar artık tarihin çöplüğüne gitmeye mahkûmlar. Ne yapacaksak millî unsurlar olarak bütünleşerek, ortaklaşarak yapacağız. Şimdilik maalesef böylesi bir büyük atılımın kıvılcımlarını dahi göremiyorum. Siyasetçi siyasetiyle devlet aklı üretemezsiniz maalesef. Er ya da geç ortaya bir millî mutabakat çıkacaktır; bunu kim, nasıl ve ne zaman sunacak bilmiyorum ama olacak, olması için çalışmalıyız. Olmazsa bin yıllık ortak kaderimize veda ederiz, gidişat onu gösteriyor. Acta non verba!

Nabız Haber – Evet, laf kalabalığından çok doğrudan eyleme ihtiyacımız var, haklısınız. Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Sinan BAYKENT – Bana bu kıymetli fırsatı verdiğiniz için ben size ve ekibinize teşekkür ederim.

KAYNAK: NABIZ HABER

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol