Ne Türkiye siyasetinde ne de dünya siyasetinde; kurulduktan 1 buçuk yıl sonra iktidar olan ve bu iktidarı 15 yıl üst üste onun üstünde seçim ve referandum kazanarak sürdürebilen başka bir parti var mı bilmiyoruz ?

Tahminimiz Ak Parti ve Türkiye siyaseti bu konuda tek! 2001 yılının yazında kuruluş dilekçesini veren Ak Parti 3 Kasım 2002 tarihinde iktidara geldi ve bir daha da o iktidarı bırakmadı. Hatırlarsak (Gezici gençliği hatırlamayabilir o sıralarda daha ilk okula gidiyorlardı) Ak Parti Genel Başkanı bugünkü Cumhurbaşkanımız sayın Tayyip Erdoğan idi ama Başbakan ise sayın Abdullah Gül olmuştu... Sebebi ise sayın Erdoğan ın siyasi yasak sebebi ile Genel Başkan olabildiği halde milletvekili seçilememesi nedeniyle Başbakan olamamasıydı... Yani bir de böyle bir handikapa rağmen Ak Parti iktidar olmuştu.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, seçmenleri rey verdikleri partinin başkanının seçilmeyeceğini bile bile onun partisini iktidara taşımış ve adeta hem o günkü derin Türk devletine hem de küresel sermaye ve siyasetine mesajını vermişti...

Ben başıma idareci olarak Recep Tayyip Erdoğan'ı istiyorum diyordu... Mesajı alan güçlerde sayın Erdoğan'ın önünde ki siyasete mani yasal maddeleri kaldırdı ve aşık ile maşuk (seçmen ile lideri ) birbirlerine kavuştular...Kimbilir sayın Erdoğan'a siyasette mani koyan irade belki de izin verdiğinde Erdoğan'ın bir daha o koltuk da 15 yıl ve devam edecek süreç de de kalabileceğini düşünememiş öngörememişlerdi ! Bilseler acaba yine o siyasete mani olan yasal süreci Erdoğan'ın lehine değiştirirler miydi ?

Hiç zannetmiyorum ummadık taş baş yardı heralde onlar için... İşte bu şartlar altında iktidar olmuştu Ak Parti. Siyasi süreci çok detaylı anlatmaya lüzum yok heralde. En yakın tarih hepimizin hafızasında zannederim.. Evvela 2002 de % 34,5 2007 de % 47 , 2011 de % 50 ve 2015 de 2 seçimle % 49,5 ile devamlı bir iktidar gerçekleşti Türkiye siyasetinde.. Aslında gidişata bakılırsa hiç de fena değil gibi.. Sürekli artan bir rey grafiği içinden çıkardığı 2 tane Cumhurbaşkanı ve 2019 da yaklaşan Yerel Genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de en büyük favorisi tek parti AK PARTİ !

Peki ama nereden çıktı bu Metal Yorgunluğu!

 Hem de bu konuda şikayet edebilecek son kişi olan tüm bu seçim ve siyaset zaferlerinin mimarı Türk siyasetinin tartışmasız son 100 yılının en başarılı ismi Tayyip Erdoğan tarafından devamlı gündem de tutuldu. Bu METAL YORGUNLUĞU! evet neden bu ifade var ve en mühim kişi tarafından ifade ediliyor ? Sebebi çok basit aslında. Zira yemeği yapan kişi yemeğin tadında nasıl bir bozulma var en iyi o biliyor da ondan.

 2014 yılının Ağustos ayında Cumhurbaşkanı olmak için bıraktığı emanet ettiği koltuğa 3 yıl dolmadan oturduğu esnada bu yemek de ki tad bozukluğunu hissetti sayın Erdoğan. Erdoğan'ın tekrar Ak Parti koltuğuna oturabilmesi malumumuz 16 Nisan 2017 de gerçekleşen referandum ile gerçekleşebilmişti! Anayasa değişikliği ile partili Cumhurbaşkanlığı sistemine geçti Türkiye... ya da kısa adı ile Başkanlık sistemine.

Bu durumda sayın Erdoğan da artık sadece fiilen değil resmen de Partili Cumhurbaşkanı olabilme imkanına kavuştu. Sayın Erdoğan'ın önünde ki bu maniyi kaldıran referandum neredeyse burun farkı ile EVET ile neticelenince Ak Parti de bir sorgulama, oto kritik ve murakabe başladı.. Neden çok daha rahat değil de kıl payı gibi bir farkla bu hayırlı iş gerçekleşti.. Aslında alınan rey çok da fena değildi.. Ama bilhassa bir kaç büyük şehirde tahminlerin altında rey alması ve ülkenin ortalamasında ciddi etkili olması bu sorgulamayı daha da gündem de tuttu.

Nihayetinde Yasal süreç tamamlandı ve sayın Erdoğan Partinin başına geçti. Sayın Cumhurbaşkanımızı tanıyanlar iyi bilir.. Çok vefalıdır ve kolay adam harcamaz. MKYK'sini de belirlerken çok büyük hatta beklenen değişikliklere gitmedi..Partiyi yine bilindik ve referanduma götüren isimlerle yöneteceğinin işaretini verdi.

 Ama bir şeyi de sürekli söyledi. ''Parti de metal bir yorgunluk var ve yorgun arkadaşlarımız hatalı hatta yanlış işlere bulaşmış arkadaşlarımız biz kendilerine söylemeden makamlarından vazifelerinden ayrılsınlar çünkü biz kapsamlı bir değişikliğe gideceğiz '' dedi.

 2014'ün Ağustosu'nda Cumhurbaşkanı olabilmek için bırakmak zorunda kaldığı Ak Parti Genel Başkanlığına 2017 Nisan Referandum sonrası Mayıs ayında dönene kadar gerçekleşmişti bu METAL YORGUNLUĞU işte... Yani 2,5 yılı biraz aşkın 3 yıla yaklaşan bir zaman diliminde...

Gelelim ana mevzuumuza...

Bir teşkilatın ana omurgasını İl ve İlçe Başkanları oluşturur... Ak Parti'nin mevcut tüm il ve ilçe başkanları ile onlara bağlı teşkilatları Ak Parti'nin 2.Genel Başkanı olan sayın Ahmet Davutoğlu zamanında şekillenmiştir. Kahır ekseriyeti ile... Sayın Davutoğlu'nun 20 aylık parti genel başkanlığı ve Başbakanlığı icraatları başka bir yazı konusudur burada değerlendirilmeyecektir.. Ancak sayın Davutoğlu'nun Genel başkanlıktan ayrıldığı 2016 Mayıs ayından sonra ki bilhassa 16 Nisan 2017 de ki Anayasa değişikliğini ihtiva eden referandum da ki davranışları ve yaklaşımlar yazımızın ana konusudur. Zira sayın Davutoğlu Ak Parti'nin eski Genel Başkanı olmasına rağmen ortada parti kararı varken partinin kurucu lideri ve devletimizin başkanının görüşü belli iken hepsi bir yana taban mitinglerde EVET diye yollardayken yani EVET için çalışması lazımken çalışmamış ve referanduma EVET dememiştir!

Hatırlayacağımız bir Konya mitinginde sayın Erdoğan mikrofonu 14 dakikalığına kendisine verip bir konuşma yapmasını istediğinde maalesef kendisi miting kürsüsünde bir defa bile EVET dememiş etliye sütlüye dokunmayan bir konuşma yaparak kürsüde oyalanmış ve inmiştir..

Halbuki nasıl genel başkanlıktan gittiği belli olan CHP'nin sabık Genel Başkanı Deniz Baykal dahi partisinin kendisine tüm vefasızlığına rağmen parti yönetiminin aldığı karara uymuş ve şehir şehir gezip referandum da HAYIR demiştir. Yani sayın Davutoğlu, Baykal kadar dahi davasına sahip çıkamamıştır.

Şimdi ben herkesi düşünmeye davet ediyorum... Dayın Davutoğlu'nun herhangi bir şey yapmasına dahi lüzum yokdur... Onun atadığı seçtirdiği il ve ilçe başkanları onun bu tutum ve davranışlarını gözlemledikten sonra  en azından aşkla şevkle çalışmış olabilirler mi bu referandum da?

EVET demekle HAYIR demek arasında gidip gelmezler mi ? Frene basmasalar dahi gazdan ayağını çekmezler mi ? işte benim gördüğüm hissettiğim Metal yorgunluğu budur !

Sayın Davutoğlu zamanında oluşturulan kadroların isteksizliği ve kendilerini atayan eski genel başkanın zımnen HAYIR demesidir! Zaten eski genel başkanın tüm danışmanları ve onun desteklediği bir gazete de HAYIR reyi vereceğini KARARlılıkla ''belli etmişti!

Bu teşkilatlar ayıklanmalı ve tekrar Ak Parti ile bütünleşmiş mill iİradeye saygılı kadroların teşkilatlar vazifeye gelmeliler! ve bayrak kaldığı yerden aynı şevk ve heyecanla koşmaya devam etmelidir...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Abdullah ÇALIŞKAN 4 ay önce

Davutoğlu AB veABD parelelinde iç ve dış siyasiti izledi.Az kalsın Rusya ile ülkemizi savaşa sokacaktı.Rus uçağının düşürülmesini ben emrettim diyecek kadar kabadayı,darbeden bir gün sonrada Rus uçağının düşürülmesinden haberim yoktu diyebilen bir ÇARKCI.Hazinedeki 140 milyar dolar olan dövizi 116 milyar dolara kadar düşüren başarısız bir sabık Başbakan.