Kimsenin kimseye yalan söylemediği, ama yalan da olsa bir şey söylemediği için her cephede farklı hikayelerinyazıldığı bir ilişkide muhtemel bitişler hep sarsıcı. 

Bir duvar yıkıldı üzerime ve gördüm enkazın altından, kendi zihnimde farkına varmak istemediğim gerçeği.

Ona söylediğin her sözcük duymasam bile birer kemirgen gibi kemirdi kalbimi, kanattı kemiklerimi. İçimde harflerden doğmuş onlarca böcek; senin boş vermelerini yerleştiriyor ciğerlerime. Nefes; nasıldı unuttum. Göğüs kafesim hasarlı, beceremiyor görevini ellerim gibi o da. Başkasının nefesi oldun artık. İnanmak çok zor. 

Oysa nasıldı sana koşmak için çizdiğim yollar; biraz zorlasam çıkaracağım. Şimdi bu kocaman yıkıntının altında kalan yolları ben ellerimle çizdim sana gelmeye çalışırken. Biraz eğri büğrü çünkü sevilmeye acemiyim. Küçücük tebessümlere yüklediğim anlamlar sevilmek hissi, o anlarda çizgiler düz gidiyor. Bana sırtını döndüğün anlarda kalemimin ucu kırılıyor, çizgiler düzensizleşiyor.

Güzel bir kelime düşerse parmaklarından bahtıma, yol kenarlarına yeşillik de ekliyorum. Ne kadar yaklaşsam gülüşüne, o kadar uzuyor yol. Ne kadar çizsem mesafemiz aynı, anlıyorum; yaklaşmak değil bu, oyalanmakmış. Kavuşmuyor, buluşmuyor aynı zeminde duygular. Bitmiyor yol..Yoruluyorum, asfaltı yakan sıcak ellerimi kavurunca kalemi bırakıyorum. Ateşe yaklaştıkça asfalt soğumuyor çünkü. Ve durakladığımda anlıyorum, çizdiğim yolların sonunda bekleyenin olmadığını.

Evet kocaman bir enkaz devrildi çabalarımın üzerine. Yolum yok, kesik çizgilerden bir ufuk doğsun istiyorum.Tahta parçaları göğsüme batıyor. Taşların aralarında basacak bir yer aramak ille ayakta kalmak. Ne zaman acımıştı canım bu kadar; hayal meyal hatırlanacak kadar eskilerde. Kalbimi bumbuz etmek için bir sebep arayıp duruyorum, yok. Öyle kusursuzsun zihnimde.

İnsanın iddiasından vurulması neymiş bildim artık ben de. Hep gidebileceğim ama hiç gitmediğim bir yerde; beni bekliyor sandıklarım kayboldu. Aslında nasıl da olağan, çünkü zaman herkes için işliyordu; benim için durmuş olmasından kime ne. İmkânsızıngerçekleşebileceğine inanıp, mümkün olmadığını gördüğünde yıkılmak kimin yanlışı? Şimdi o imkânsızlığın ve çaresizliğin, istemek, ille istemeklekesiştiği yerde bir çırpınış kaldı bana.

Ne garip; insan birine hayranlık duyunca kendini görünür kılmak için benzer tepki ve davranışlardan medet umuyor, senin gibiyim diyor. Belki de hayran olunan için kendinden farklı olanların, kendisi gibi olmayanların daha görünür olduğuna, bu nedenle insanın kimden etkilenirse etkilensin kendisi olarak kalmaya devametmesi gerektiğine uyanamıyor kalbi zihnini yönetmeye başlayınca. 

Tutunmak istiyor insan, bir cümleye, bir kelimeye.Sessizlikte var olan çok az tepkiye sarılmak istiyor. Öylece havada asılı kalmak gibi ürkütücü tutunduğun tüm kelimelerin yalan olması, toz duman olup ellerinden akması. 

Şimdi tüm kemirgenler işini bitirinceye dek bekleyeceğim. Bu çaresizliği yaşamayı sakin karşılayabilmeyi, öğrenerek iyileşebilmeyi ve yine ben olarak kalabilmeyi başardığımda tüm sözcüklerini ve hatta yüzünü hayallerimden sileceğim. 

30 Kasım 2017

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol