Derler ki; Çerkesleri sürgününe taşıyan gemiler, arkalarında atılmış cesetlerden izler bırakarak gelmişler Osmanlı topraklarına. Anneler, ölmüş bebeklerine ninniler okumuşlar yavruları kucaklarından kopartılıp Karadeniz’in hırçın dalgalarına bırakılmasın diye. Bu ölüm yolculuğunda kimi kaşenini, kimi evladını emanet etmiş denizin bağrına. Bu yüzdendir, senelerce balık bile yiyememişler...


Büyük acılarla sığındıkları bu topraklar ilaç olmuş onlara, vatan olmuş. Yüreklerinde hep anavatanın hasretiyle yanmışlar ama sarmışlar yaralarını. Komşu olmuşlar, dost olmuşlar, eş olmuşlar, kader ortağı olmuşlar. Bu topraklar için savaşıp, bu topraklar için ölmeyi vazife bilmişler. Tam 153 yıl boyunca.

Bugün, sessiz bir çığlık var dillerinde. “Kafkasyalı muhacirleri Rusya’ya iade etmeyin. Bu topraklara sığınan bu insanları ölüme terk etmeyin” diyorlar. Duyuyor musunuz?


Yuanov ailesi, tam 6 sene önce Kabartay-Balkar Cumhuriyeti’nde mütedeyyin insanlara yapılan baskı sonucu hicret etti Türkiye’ye, üstelik yasal oturum izni ile. 15 Temmuz’da tankların karşısında dikilip, uğrunda ölmeyi göze alacak kadar vatan bildi Türkiye’yi. Şimdi, en büyüğü 11 yaşında olan 4 çocuğu ile birlikte Binkılıç ve Selimpaşa Göç İdareleri nezaretinde Rusya’ya iade edilecekleri günü bekliyor.


Aile hakkında yapılan tahkikatta suç teşkil edecek herhangi bir olayla bağlantıları tespit edilemedi; evlerinde yapılan aramada da hiçbir suç unsuruna rastlanmadı.
 
 Buna rağmen İstanbul İl Göç İdaresi’nin bu aileyi Rusların tanımı doğrultusunda ‘‘yüksek tehlikeli’’ sınıfına almasıyla başlayan süreç, 7 yaşındaki Saida’yı ve ailesini nezarete hapsetti. Her an sınır dışı olma tehlikesiyle kaderlerine terkedilmiş vaziyetteler.


Benzer bir durum Bursa’da da yaşanıyor. Yasalara uygun şekilde ikamet eden İurii Sheudzhen isimli bir diğer Kafkasyalı mülteci, Edirne İl Göç İdaresi’nde nezaret altında tutuluyor. Judo alanında Türkiye birinciliğinin sahibi olan İurii de endişeyle sınır dışı edileceği günü bekliyor.


Gözaltına alınan çoğu kadın ve çocuk Kafkasyalı muhacirleri Rusya’ya iade etmek onları ölüme göndermek demek. Şimdi işte tam da bu yüzden bir çığlık yükseliyor diasporadan. Sokakta kör bir kurşunla öldürülmek, kayıtlara faili meçhul geçmek, göz göre göre ölüme gönderilmek Türkiye’de yaşayan Kafkasyalılar için bir kader olmasın. Tüm mazlumların ve mağdurların umut kapısı olan Türkiye, Kuzey Kafkasyalıları yalnız bırakmasın. Kafkasyalı muhacirler sığındıkları, güvendikleri, vatan bildikleri Türkiye’den bir kez daha bilinmezliğe sürgün edilmesin. Bu sese kulak verin.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol